Mutfak tezgahının üzerine yaslanmışlar, Amia’nın dilini Alina’nın amcığının içine saplayışı, o sıcak ve ıslak dokunuşlar arasında kıvrandırıyordu her iki kadını da. Alina, başını hafifçe geriye atıp nefesini daralttıkça, Amia diliyle oyuna iyice dalıyor, o minik deliğin her köşesini keşfediyordu. Parmaklarıyla Alina’nın kalçalarını sıkı sıkı kavrayıp arka tarafına bastırırken, aynı anda diliyle derinlere iniyor, amcığına yavaş yavaş hakim oluyordu. Her yalaması daha sertleşen durumun sinyaliydi; mutfak soğukluğu yerini ateşli bir bölgeye bırakıyordu.
Alina boynunu geriye atıp inlemelere başladığında Amia durmuyordu; tam aksine hızını artırmıştı. Dili adeta kancayla asılmış gibi, ince ince sürtüyor, amcığın içindeki hassas noktaları sanki kazıyor gibiydi. Az ilerideki dolabın kapısı hafifçe açılıp kapanırken ortamda sadece onların nefes alıp verme sesleri ve çıtırdayan tahtaların sesi yankılanıyordu. Alina’nın bacakları titreyip hafifçe sallanırken, parmak uçları mutfak sehpasına tutundu; Amia ise tüm vücudunu sarmış bu hırsa teslim olmuştu. Aralarındaki ısırıklar ve küçük tahrikler de işin tuzu biberi olmuştu.
Yalak yalak dil hareketleri giderek sertleştiğinde Alina dayanamaz hale gelip dizlerini biraz daha açtı. Amia bu sefer tereddüt etmeden amcığın içine kökünü koydu; nefesleri birbirine karıştıktan sonra didikleyici hareketlerle yukarı aşağı şiddetli inip kalkmaya başladı. Kalçalarından tuttuğu kadınnın bedenini kendi ritmine uyduruyor; sürekli inletiyor, boğazına kadar sokuyordu yarığını. O an müthiş bir elektrik çaktı aralarında; her inilti artarken mutfağın havası iyice yoğunlaşıp yanıcı bir hal almıştı.
Sonunda Alina ağzından taşan iniltilerle beraber çömeldiği tezgahın üzerinde kendini tamamen bıraktı. Amia da diliyle son güçlü dokunuşlarını yapıp pirzola gibi esneyen o sıcak deliğe en sonunda boğulacak şekilde boşaldı. Islaklık ve ağır kokular arasında bitmiş gibi görünen anların ardından ikisi de birbirlerine bakıp hırslı bir gülümsemeyle tekrar ayağa kalktılar; orada yaşanan kaba ve acımasız sikişin izleri hâlâ tenlerinde yanıyordu.